Son zamanlarda beni bu kadar etkileyen az kitap oldu.
Kitabın adı AZ. Hakan Günday’ın kitabı.
Okudukça sarsan, çığlık atma isteği uyandıran, okudukça içine çeken, bir o kadar da dışarı çıkma isteği uyandıran bir kitap.
Harika bir kurgu, harika bir bir araya geliş…
Kitabın son cümleleri: (Dikkat, spoiler etkisi olması muhtemel:))
“Seni AZ seviyorum” dedi Derda.
“Ben seni daha AZ” dedi Derdâ.
Bu cümleleri bitirdiğimde kendime gelmek için bir süre geçmesi gerekti. Şiddetle tavsiye ederim.
Kitabın en etkili cümleleriyle baş başa bırakayım sizi:
“Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin?
Haklısın. Belki de çok az…
O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum… Az…
Sen de fark ettin mi; Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış on binlerce kelime ve yüz binlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.
Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi…
Bu yüzden belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Belki de az, her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir…”